Bir Bayan Kardeşimizin Menzil'de Yaşadığı Anı..


Açıklama: Neler yaşanır o gül kokan Menzil'de, hepside hikmeti ilahi birşeyler anlatmaktadır..
Kategori: Sizlerin Anıları
Eklenme Tarihi: 30 Ekim 2012
Geçerli Tarih: 19 Haziran 2018, 21:20
Site: Nakşibendi Tarikatı - Öz değerleriyle birlikte.
URL: http://www.naksibenditarikati.com/detay.asp?icerikID=155


Şâhit olan bir kardeşimiz anlatmıştır. 

Menzil’de hanımlar için ayrılan binâdaydık. Gavs Hazretleri’nin gelinlerinden olan seyyide anne ile orada bulunan bir sofi hanım arasında hoş ve ibretlik bir olay yaşandı. Sonradan hakîkatini anladığımız mesele şöyle cereyan etmiş: 

Seyyide annemizin kolunda fazlaca bulunan bilezikler, bir sofi hanımın dikkatini çekmiş. Bu hanım ise hakîkaten çok fakir, geçim sıkıntısı çeken biriymiş. Seyyide annenin kolundaki bilezikleri görünce ‘Peygamber evlâdı böyle yapar mı? Bunlar da mı dünyâ malına düşkün?’ gibi vesveselere kapılmamış. Hiç dilini bile kımıldatmadan ‘Böyle güzel bilezikler de, zâten en çok Peygamber evlâdına, böyle güzel insanlara yakışır. Allah, yakışana veriyor.’ diye gönlünden geçirmiş. Başını kaldırdığında, seyyide annemiz parmağıyla kendisini işâret edip çağırmış. Bu hanım hemen yerinden kalkarak annemizin dizinin dibine gidince, annemiz kolundaki bütün bilezikleri tek tek çıkarmış ve ‘Bu bilezikler senin gibi gönlü güzele yakışır.’ diyerek hepsini o cebi fakir ama gönlü zengin hanımın koluna takmış. 

 

 

Keramet hakkında kısa bir bilgi;
Keramet, kelime olarak: Değerli, üstün, güzel ve ikrâm. İstilahda; "mü'min ve salih kimsenin eli üzere cereyan eden harikulâde hal" anlamındadır.
Bazı âlimler, harikulâdelik şartını koşmaksızın Allah'ın evliyaya her türlü ikramına kerâmet ismini vermişlerdir (Seyyid Sabık, el-Akidetü'l İslamiyye, Beyrut (ty), s. 24). Burada "harikulâde hal"den maksat, vuku buları olayın, genel-geçer tabiat kanunlarının dışında cereyan etmesidir.
Bazı kardeşlerimiz, itikadı bozuk mezheplerin, akımların etkisinde kalarak, keramete inanmıyor, bu yönde bazı yorumlar yazıyorlar. Kısaca şunları söylemek icap eder.
Allahu Teala, lanetlenmiş şeytana dahi nice özellikler vermiştir, saniyde dünyayı dolaşabilme gibi birçok özelliği olan şeytanda dahi bu özellikler var iken, Allahu Teala sevdiği kullarını neden güzel özellikler ile donatmasın, Allah (cc) adildir..
Evliyalar, Allah’a samimiyetle itaat eden seçkin kullardır. Allahu Teâlâ Kuranı Kerim’de, bunları iman ve takva sıfatıyla beyan etmiş ve şöyle buyurmuştur:“Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de. Onlar iman edip de takvaya ermiş olanlardır.” (Yunus; 62-63)
"Hazret-i Süleyman’ın veziri Asaf, iki aylık mesafedeki Belkıs’ın tahtını, göz açıp kapayıncaya kadar getirdi. Hazret-i Süleyman, (Bu Rabbimin bir lütfudur) dedi." (Neml 40.ayet) [Bu ayeti kerimede görüldüğü üzere, Hazret-i Süleyman’ın veziri peygamber olmadığı halde, bu kerameti göstermiştir.]
Nasıl ki, peygamberlerin mucizesi olduğu gibi varisi velilerinde kerametleri vardır.
Biraz da sahabenin karemetlerinden örnek vermek icap eder;
Hazret-i Ebu Bekir, vefat edeceği zaman, (Ya Âişe, bir oğlum ile iki kızım sana emanettir) dedi. (Babacığım benim bir kız kardeşim var. Öteki nerede?) diye sorunca, (Hanımım hamiledir) dedi. Vefatından sonra bir kızı doğdu. (Şevahid)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Geçmiş ümmetler içinde vukuundan önce bazı şeyleri haber veren keramet ehli zatlar vardı. Ümmetimden ise Ömer onlardandır.) [Buhari, Müslim, Tirmizi]

Hazret-i Ömer, Medine’de hutbe okurken, İran’a gönderdiği ordu mağlup olmak üzere iken, bu hali görüp, kumandana, (Ya Sariye, arkanı dağa ver) buyurdu. O da, dağa yanaştı ve zafere kavuştu.(Cami-ul-keramat, Kısas-ı enbiya, Şevahid, İrşad-üt-talibin)

Hazret-i Ali, vefat edeceği zaman, (Tabutumu Arneyn’e götürün, orada ışık saçan bir kaya görürsünüz. Beni oraya defnedin!) buyurdu. Öyle yaptılar, buyurduğu gibi buldular. (Şevahid)

Hazret-i Osman, yanına gelen birine, (Gözünde zina eseri var. Bir kadına bakmışsın) buyurdu. O kimse, (Nereden bildin?) dedi. Hazret-i Osman da, (Müminin firasetinden korkun, o, Allah’ın nuru ile bakar) hadis-i şerifini bildirdi. (Buhari) (Cami-ul-keramat)

Hazret-i Ömer’in oğlu Abdullah
, insanların yolunu kesen aslana, (Derhal uzaklaş) diye kızınca, aslan kuyruğunu sallayarak uzaklaştı. İbni Ömer hazretleri, “Resulullah elbette doğru söyler” diyerek,(Allah’tan korkandan her şey korkar) hadis-i şerifini bildirdi. (Hakim)

Hazret-i Hubeyb
, esir edilince, yanına gelenler, onun önünde taze üzüm görürlerdi. (Buhari)

Avn bin Abdullah
güneşte uyurken, bir bulut ona gölge ederdi. (Ebu Nuaym)

Evliyanın kerameti, enbiyanın mucizelerinin devamıdır. Bu ümmetin evliyasından hasıl olan kerametler de Peygamber efendimizin mucizesidir. (Huccetullahi alel âlemin)
Bir büyük tehlikede şudur ki, mucize ve kerameti inkar edenin küfre düşerek kafir olacağıdır. Allahu Teala bizleri bu tehlikelerden muhafaza eylesin.



Kardeşler! Herkes, niyetinin karşılığını alır. Vesvese ile su-i zân ile hareket edenler, bahtiyârlık nedir, bilemezler ki... Güzel gören, güzellerden olur, güzellerle olur.

Neler yaşanır o gül kokan Menzil'de, hepside hikmeti ilahi birşeyler anlatmaktadır..