Nakşibendi Tarikatı - Öz değerleriyle birlikte.
ANASAYFA SİTEDE ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE SORU SORUN? İLETİŞİM

GALERİ

ANKET

Yeni web sitemizi nasıl buldunuz?





Tüm Anketler

SİTEDE ARA


Gelişmiş Arama

SOSYAL PAYLAŞIM

SİTEMİZE ZİYARETLER!

 
Bugün Tekil833 
Bugün Çoğul1594 
Toplam Tekil 1095695 
Toplam Çoğul1967431 
Ip 54.237.235.12
Dr. Ahmet Çağıl'ın İlaçları Yutan Çocukları

Dr. Ahmet Çağıl'ın İlaçları Yutan Çocukları

Tarih 28 Ekim 2012, 00:27 Editör

Dr. Ahmet Çağıl'ın ilaçları yutan çocukları ve sonrasında gelişen olaylar..

Gavs-ı Kasrevî (k.s) Hazretleri'nin sofisi Dr. Ahmet Çağıl’ın bizzat anlattığı bir olayı, kardeşi Mustafa Çağıl, onun ağzından anlatıyor.

Benim oğlum en büyük Hasan, onun küçüğü Hüseyin’di. Aralarında bir yaş fark vardı. Biri 6, biri 5 veyâ biri 7, biri 6 yaşındaydı. Doktor olduğum için çok kullandığım baş ağrısı hapı Optalidon isimli ilâç vardı. Draje, dışı tatlıydı. Evde otururken çocuklar hapı bulmuş, içinden 20 veyâ 25 tâne çıkıyor, oturup hepsini yemişler. Bayılmışlar, annelerinin o zaman haberi olmuş. Optalidon kutusunu da görünce, benim muâyenehâneye telefon açtı. Ahmet çabuk gel çocuklar hapları yemişler dedi. Hemen eve geldim. Baktım ki çocukların renkleri değişmiş, kendilerinden tamâmen geçmişler. Tıbben müdâhale yapacak zaman geçmiş. Hanıma dedim ki: "Bunlara yapacak bir şey kalmamış. Bu iş Allah’a kaldı. Bunların midesi yıkamak, temizlemek bundan sonra fayda etmez." Çocukları yatırdık. O arada kapı çaldı, eve bir misâfir geldi. Kapı
nın karşısında, misâfirleri aldığım bir oda vardı. Hanım çocukların başındaydı. Ben de misâfirlere bir şeyler getirdim, oturuyoruz. Lâf uzadı, konuşmalar çıktı, misâfirler gitse diye bekliyorum. Çocukların yanına gideceğim, misâfirler kalkmadı. Aradan bir saat zaman geçti, belki iki saat. Benim odanın kapısı açıktı, mutfak görünüyor. Bir baktım, Hüseyin salondan yürüyerek mutfağa geçti. Yâhu bu iş nasıl oldu acaba falan derken, beş dakika sonra arkasından Hasan da geçti. Hemen kalktım, mutfağa gittim. Bir baktım, annelerine "Bizim karnımız acıktı. Bize bir şey ver diyorlar." Renklerinde hiçbir şey kalmamış. Gâyet normal olmuş. Kendileriyle konuştum, hiç anormal bir şey yok. Ben misâfirlerin yanına geldim. Anneleri onların karnını doyuruyordu. Bir müddet sonra misâfirler gitti. Bu olayı ben çözemedim. Tıbben çözülecek bir şey değil. Ama sonra bu yolda olan bâzı şeyleri öğrenince, bunun Cenâb-ı Allah’ın o kulunun hatırına, Şeyh Abdülhakim Hazretleri’nin hatırına bize lütfu olduğunu anladım. Çözümün başka izah edilecek hiçbir şekli yok.

Bu yazı 2261 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Dr. Ahmet Çağıl

  • Bu kategoriye henüz haber eklenmedi.

REKLAM

 

SEMERKAND KÖŞESİ

Söz ve Resim
MÜRŞİDİN HİMMETİ, MÜRİDİN GAYESİNE GÖREDİR.

GAVS-I SANİ HZ.

SÖZLÜK

(c) Web sitemizin Semerkand Şirketler Grubu veya İhlas Yayınları gibi bir kuruluş ile resmi bir bağı kesinlikle yoktur, tamamen kişisel çabalarla kurulmuş bir web sitesidir. Ancak istifade edilmesi için yazı ve linklerini kaynak belirterek yayınlayıp, destek verdiğimizde olabilir. Ayrıca diğer kaynaklardan, ehli sünnet çizgisinde gördüğümüz çalışmaları kaynak göstererek sitemizde yayınlamaktayız. Niyetimiz, sayısız faydasını gördüğümüz, Kuran ve Sünnet esaslı bu yüce Nakşibendi yolunu insanların tanıması ve istifade etmesine vesile olabilmektir. Sitemizden emeğe saygı çerçevesinde kaynak göstererek her türlü alıntı yapılabilinir. www.NaksibendiTarikati.com
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Alt Yapı: MyDesign - Dizayn ve Hosting: Ri-Mer Bilişim