Nakşibendi Tarikatı - Öz değerleriyle birlikte.
ANASAYFA SİTEDE ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE SORU SORUN? İLETİŞİM

GALERİ

ANKET

Yeni web sitemizi nasıl buldunuz?





Tüm Anketler

SİTEDE ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZE ZİYARETLER!

 
Bugün Tekil250 
Bugün Çoğul470 
Toplam Tekil 4783211 
Toplam Çoğul7544060 
Ip 54.80.132.10

REKLAM

 

HİMNET

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

Kamyoncu sofinin vefatı ! Menzil

Kamyoncu sofinin vefatı ! Menzil

Tarih 31 Ekim 2010, 13:08 Editör

Kamyoncu sofinin vefatı ! Menzil

Bu anlatılan anı bu olaya tanık olan bir sofinin sohbetinden yazıya dökülmüştür...

Şuan Adıyaman Kahta ilçesi Menzil köyünde ikamet buyuran Gavsı Sani Seyyid Abdulbaki Hazretlerinin ağbeyi ve aynı zamanda mürşidi Seyda Muhammed Raşid Erol Hz.(k.s) zamanında Seydamıza demişlerdi:


-Efendim bu köye gelenler ahirette inşallah yanmayacaklar. Mübarek buyurdu ki:
-Bu Saadatların bulunduğu mekana gelip Allahu Teala'ya bu kapıda intisap eden,bu yola gelen...ler çok büyük keyf ederler.Dedi ki:


-Bu Saadatlar çok büyüktür.Dedi ki:


-İnsan asfalttan geçse,hiç Menzil'i bilmese,dönüpte şöyle bir baksa,Allah'ım ne kadar kalabalık,kimmiş bunları bu kadar çeken,ne kadar güzel birşey,ümmeti Muhammed buraya toplanmış dese asfalttan geçse ve hiç Menzil'e uğramasa o bile keyf eder.

Bir gün Seyda Muhammed Raşid Hz.(k.s) diyor ki:

-Gidin Fırat köprüsü yakınında bir sofi vefat etmiş gidin alın gelin.Sofiler toplanıyorlar,hizmet için,Allah için Seyyidimizin birinin arabasına biniyorlar gidiyorlar.Bakıyorlar ki,gerçekten Fırat köprüsüne yakın bir yerde bir kamyon devrilmiş ve bir cenaze var.Sofiler alıp geliyorlar.Sofi kaza yapmış,arabayı devirmiş.O sofinin kim olduğunu bulup ailesine telefon açıyorlar.Diyorlar:


-Sizin cenazeniz var.Adıyaman Kahta Menzil köyündedir,cenazesi burdadır.Cenazenizi gelin alın.Cenazeyi almaya akrabaları Menzil'e 3 otobüs geliyorlar.Molla Muhammed cenaze namazını kıldırdı,Seydamız dua etti.Ondan sonra memleketinden gelen birisi dedi ki:


-Efendim gördüğüm kadarıyla burası bir Allah dostunun mekanı.Ama şaşırdığımız şudur:


-Bu zat ömrünce kıbleye dönmüş biri değil,sürekli içki içen birisi,böyle büyük bir yerde bunun namazının kılınmasının sebebi nedir?Seyda Hz.(k.s) aldı onları odasına.Ve buyurdu:


-Siz öyle diyorsunuz ama bu kişi yine içkiliydi.İçkili bir vaziyette burdan geçerken dedi ki kendi kalbinden:


-Yarabbi yıllardan beri şu tekkenin önünden geçiyorum.Bir gün olupta neden ben bu tekkeye giripte bir hayır dua almıyorum?Bu insanları bu kadar buraya toplayan,dünyada ismini duyan kalmamış,bir evliya var diyorlar,neden ben buraya giripte bir hayır duasını almadım.Diyor:


-Yarabbi inşaallah bir daha ki seferime tertemiz elbiselerimle içmeden,senin rızanı kazanmak için bu kapıya geleceğim ve bu Allah dostundan dua alacağım.Kalben böyle bir eziklik hissediyor.Ve bir müddet gittikten sonra Fırat köprüsü yakınlarında arabası devriliyor ve vefat ediyor.Seydamız buyuruyor:


-Allahu Teala'nın eşref saatinin dualarının kabul saatinin açık olduğu bir ana geldi.Rabbul Alemin onun o an ki pişmanlığını tövbeyi nasuh kabul etti,o bizim evladımızdır diyor ve vefat eden kardeşimizi cenaze sahiplerine teslim ediyor.3 otobüs dolusu cenaze sahibi o gece Menzil'de tövbe alıyor.

Keramet hakkında kısa bir bilgi;
Keramet, kelime olarak: Değerli, üstün, güzel ve ikrâm. İstilahda; "mü'min ve salih kimsenin eli üzere cereyan eden harikulâde hal" anlamındadır.
Bazı âlimler, harikulâdelik şartını koşmaksızın Allah'ın evliyaya her türlü ikramına kerâmet ismini vermişlerdir (Seyyid Sabık, el-Akidetü'l İslamiyye, Beyrut (ty), s. 24). Burada "harikulâde hal"den maksat, vuku buları olayın, genel-geçer tabiat kanunlarının dışında cereyan etmesidir.
Bazı kardeşlerimiz, itikadı bozuk mezheplerin, akımların etkisinde kalarak, keramete inanmıyor, bu yönde bazı yorumlar yazıyorlar. Kısaca şunları söylemek icap eder.
Allahu Teala, lanetlenmiş şeytana dahi nice özellikler vermiştir, saniyde dünyayı dolaşabilme gibi birçok özelliği olan şeytanda dahi bu özellikler var iken, Allahu Teala sevdiği kullarını neden güzel özellikler ile donatmasın, Allah (cc) adildir..
Evliyalar, Allah’a samimiyetle itaat eden seçkin kullardır. Allahu Teâlâ Kuranı Kerim’de, bunları iman ve takva sıfatıyla beyan etmiş ve şöyle buyurmuştur:“Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de. Onlar iman edip de takvaya ermiş olanlardır.” (Yunus; 62-63)
"Hazret-i Süleyman’ın veziri Asaf, iki aylık mesafedeki Belkıs’ın tahtını, göz açıp kapayıncaya kadar getirdi. Hazret-i Süleyman, (Bu Rabbimin bir lütfudur) dedi." (Neml 40.ayet) [Bu ayeti kerimede görüldüğü üzere, Hazret-i Süleyman’ın veziri peygamber olmadığı halde, bu kerameti göstermiştir.]
Nasıl ki, peygamberlerin mucizesi olduğu gibi varisi velilerinde kerametleri vardır.
Biraz da sahabenin karemetlerinden örnek vermek icap eder;
Hazret-i Ebu Bekir, vefat edeceği zaman, (Ya Âişe, bir oğlum ile iki kızım sana emanettir) dedi. (Babacığım benim bir kız kardeşim var. Öteki nerede?) diye sorunca, (Hanımım hamiledir) dedi. Vefatından sonra bir kızı doğdu. (Şevahid)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Geçmiş ümmetler içinde vukuundan önce bazı şeyleri haber veren keramet ehli zatlar vardı. Ümmetimden ise Ömer onlardandır.) [Buhari, Müslim, Tirmizi]

Hazret-i Ömer, Medine’de hutbe okurken, İran’a gönderdiği ordu mağlup olmak üzere iken, bu hali görüp, kumandana, (Ya Sariye, arkanı dağa ver) buyurdu. O da, dağa yanaştı ve zafere kavuştu.(Cami-ul-keramat, Kısas-ı enbiya, Şevahid, İrşad-üt-talibin)

Hazret-i Ali, vefat edeceği zaman, (Tabutumu Arneyn’e götürün, orada ışık saçan bir kaya görürsünüz. Beni oraya defnedin!) buyurdu. Öyle yaptılar, buyurduğu gibi buldular. (Şevahid)

Hazret-i Osman, yanına gelen birine, (Gözünde zina eseri var. Bir kadına bakmışsın) buyurdu. O kimse, (Nereden bildin?) dedi. Hazret-i Osman da, (Müminin firasetinden korkun, o, Allah’ın nuru ile bakar) hadis-i şerifini bildirdi. (Buhari) (Cami-ul-keramat)

Hazret-i Ömer’in oğlu Abdullah
, insanların yolunu kesen aslana, (Derhal uzaklaş) diye kızınca, aslan kuyruğunu sallayarak uzaklaştı. İbni Ömer hazretleri, “Resulullah elbette doğru söyler” diyerek,(Allah’tan korkandan her şey korkar) hadis-i şerifini bildirdi. (Hakim)

Hazret-i Hubeyb
, esir edilince, yanına gelenler, onun önünde taze üzüm görürlerdi. (Buhari)

Avn bin Abdullah
güneşte uyurken, bir bulut ona gölge ederdi. (Ebu Nuaym)

Evliyanın kerameti, enbiyanın mucizelerinin devamıdır. Bu ümmetin evliyasından hasıl olan kerametler de Peygamber efendimizin mucizesidir. (Huccetullahi alel âlemin)
Bir büyük tehlikede şudur ki, mucize ve kerameti inkar edenin küfre düşerek kafir olacağıdır. Allahu Teala bizleri bu tehlikelerden muhafaza eylesin.

Bu yazı 11325 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit




Sizlerin Anıları

Bir okurumuzun yaşadığı güzel bir anı..

Bir okurumuzun yaşadığı güzel bir anı.. Üniversite öğrencisi bir kardeşimizin başından geçen hoş bir anı..

İki Sofi Şehidimizin Anısı

İki Sofi Şehidimizin Anısı Hayırla yâd etmek için sitemize eklemek istedik..

SEMERKAND KÖŞESİ

Söz ve Resim
Ten fânidir can ölmez. Çün gitti geri gelmez.
Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil…

Yunus Emre

BEŞİR DERNEĞİ

SÖZLÜK

(c) Web sitemizin Semerkand Şirketler Grubu gibi bir kuruluş ile resmi bir bağı kesinlikle yoktur, tamamen kişisel çabalarla kurulmuş bir web sitesidir. Ancak istifade edilmesi için yazı ve linklerini kaynak belirterek yayınlayıp, destek verdiğimizde olabilir. Ayrıca diğer kaynaklardan, ehli sünnet çizgisinde gördüğümüz çalışmaları kaynak göstererek sitemizde yayınlamaktayız. Niyetimiz, sayısız faydasını gördüğümüz, Kuran ve Sünnet esaslı bu yüce Nakşibendi yolunu insanların tanıması ve istifade etmesine vesile olabilmektir. Sitemizden emeğe saygı çerçevesinde kaynak göstererek her türlü alıntı yapılabilinir. www.NaksibendiTarikati.com
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Alt Yapı: MyDesign - Dizayn ve Hosting: Ri-Mer Bilişim