Nakşibendi Tarikatı - Öz değerleriyle birlikte.
ANASAYFA SİTEDE ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE SORU SORUN? İLETİŞİM

GALERİ

ANKET

Yeni web sitemizi nasıl buldunuz?





Tüm Anketler

SİTEDE ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZE ZİYARETLER!

 
Bugün Tekil696 
Bugün Çoğul1110 
Toplam Tekil 4965165 
Toplam Çoğul7782409 
Ip 5.2.81.1

REKLAM

 

HİMNET

Tarikat Ehlinin Vatan Sevgisi Bir Başkadır! Tarihten Örnekler!

Tarikat Ehlinin Vatan Sevgisi Bir Başkadır! Tarihten Örnekler!

Tarih 23 Ağustos 2016, 12:45 Editör

Cihad meydanlarda tarikat ehlinin destansı mücadelelerine ve askerlere verdiği savaş azmine örnekler..


Nakşibendî büyüklerinden Şeyh Ahmed El-Haznevî k.s. irşad halkasını kurduğu dönemde Suriye Osmanlı’dan kopmuş, Fransızlar tarafından işgal edilmişti. Şah-ı Hazne’nin müslüman halk üzerindeki etkisi Fransız İdaresi tarafından derhal fark edilmiş, tedbir için sürgün, gözetim, takip, ikamet zorunluluğu gibi pek çok yola başvurulmuştu.

Bütün engellemelere rağmen irşadına bir gün bile ara vermeyen Şah-ı Hazne, bir ara yakın sofilerinden Hacı Ali ile birlikte tutuklanmış, hapse düşmüştü. Dört duvar arasında iken Hacı Ali’ye:
“Sofi dua edelim… Sen de dua et; belki Cenab-ı Hak bizi buradan çabuk çıkarır” buyurur.

Hacı Ali edepli bir halde: “Kurban, sözünüze muhalefet etmek istemem ama vallahi dediğiniz duayı etmeyeceğim” deyince, Şah-ı Hazne “Niçin?” diye sordu. Hacı Ali, Şah-ı Hazne’yi tebessüm ettiren şu cevabı verdi:

“Bu hapislik benim için bulunmaz bir nimettir. Burada yalnız bizimle berabersiniz, yalnız bizimsiniz. Eğer dışarı çıkarsak yine herkesin olursunuz. Niçin çıkalım diye dua edeyim kurban!”

(Resim: Şeyh Ahmed el-Haznevî k.s.a.... Allah makamlarını artırsın, nisbetlerini ümmete daim kılsın.)




Birinci resim: Cihan Harbin'de İtalyanlara karşı savaşan Libya'daki Senusî tarikatı müridleri...

İkinci resim: Senusiyye Yolu mürşidi, Çöl Aslanı unvanlı mücahid Şeyh Ömer Muhtar k.s....

Fetö'ye bakıp tarikatların vatan toprakları için tehdit olduğunu iddia edenler en hafif tabirle cahildir.







"Tarikat ehlinin duruşu nedir?" sorusuna dair:

Mevlâna Halid Bağdadî k.s. (d. 1779- v. 1827) Osmanlı Devleti’nin siyasî ve toplumsal karışıklıklarla uğraştığı bir dönemde Bağdat ve Şam merkezlerinden İslâm coğrafyasının her köşesine uzanan bir irşat faaliyeti yürütmüştür. Osmanlı Devlet erkanı müslümanların Ehl-i Sünnet’e muhalif akımların etkisiyle fitne ve düştüğü dönemlerde Mevlâna Halid hazretlerinden itilafın giderilmesi ve bölgede sükunetin sağlanması konusunda istişarelerine başvurmuş, destek istemiştir.

Mevlâna Halid Bağdadî hazretlerinin müslümanların birlik ve beraberliğini temin etmek için nasıl gayret ettiğini, Bağdat Valisi Davut Paşa’ya gönderdiği bir mektubunda görmekteyiz. Davut Paşa’nın Babân emirleri ile düştüğü anlaşmazlıkla ilgili gönderdiği mektuplara cevaben Mevlâna Halid k.s. şu satırları kaleme alır:
Fakir olan kuldan, allame, ilminde mahir, zeki, efendi, hem kılıç hem de kalem sahibi olan zata…

Zor işleri komutanlık görüşünüzle kolaylaştırınız. Şaşmayan, isabetli fikirlerinizle dağınık olan beldelerin ve kulların maslahatlarını düzeltmeye devam ediniz.

Sizden art arda fakirlerin en fakirine mektuplar geldi. Emirlerin veziri olarak, bu fakirin aracı olup nasihatleriyle ortalığın düzelmesini, kin, buğz ve düşmanlıkların giderilmesini ve barışın sağlanmasını talep ettiniz. Aradaki kırgınlıkların barışa, ayrılıkların birliğe dönüşmesini istediniz.

Halbûki bu miskinin böyle zor ve tehlikeli işlere girmesi bazı kişilerin akıllarına göre gözden düşmesine, mertebesinin çökmesine sebep olacaktı. Buna ilaveten dünya ehlinin söz ve yeminlerine güvenmem çok güç idi. Bu iş, dikenli ağacın dikenlerini sıyırmaktan daha zordu. Söz verenlerin sözlerine sadık kalacaklarından emin değildik.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen Allah Tealâ’nın rızasına baktım. “İslâm idarecilerinin emirleri şeriata uygun olduğunda itaat vaciptir” hükmüyle hareket ettim. İslâm’ın galip olması, müslümanların rahatı, sünnet-i seniyyenin kuvvetlenmesi, Devlet-i Âliyye’nin (Osmanlı Devleti) hukukuna riayet edilmesi ve müslümanların alçak ve yalancı bir fırkanın şiddet ve eziyetinden kurtarılması gibi meseleleri düşününce bu uğurda şahsıma yapılacak kınamaları kabul ettim. Kötülerin çirkin ve alçak sözlerine aldırış etmedim. Kerim olan Allah’ın razı olduğu bir işte, kötülerin kınaması bana keder vermeyecektir."

 

(Resim, Mevlâna Halid'in kendi elyazısıdır.)





Trablusgarp ve Mısır'da cihad eden tarikat ehli ve ehl-i beyt...

Müslümanların felahı, vatanın müdafaası için Rasulullah s.a.v., Hazreti Hasan ve Hüseyin (r.anhüma) ile devam eden nesli, seyyid ve şerif unvanı taşıyan zatlar da cihad meydanındaydı.

 





Tarikat ehlinin vatan müdafaasındaki azmine bir örnek daha... Tarikatları vatana, millete, devlete tehdit olarak görenler iyi okusun.

Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde İslâm ümmetine karşı girişilen her tasalluta karşı koymak ve müslümanları şeriat çatısı altında toplamak hususunda Sâdât-ı Kiram’ın hizmet ve himmetleri önemlidir. Yakın tarihimizi okurken özellikle Halidiyye mürşitlerinin irşad ve icraatları dikkat çeker. Mesela 93 Harbi diye meşhur olan 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Şeyh Abdurrahman-ı Tahî k.s. hazretlerinin etkili hizmetleri olmuştur. Seyda-i Tahî’nin bütün halifelerinin bizzat cephe sahasında yer alması onun hizmet ve himmetlerinin en açık göstergesidir.

Seyda-i Tahî k.s. hazretlerinin gözde halifelerinden Şeyh Fethullah Verkanisî, Gavs-ı Hizanî k.s. hazretlerinin oğlu Şeyh Celaleddin ve halifesi Molla Halid-i Orekî ile aynı cephede bulunmuşlardır. Kadirî şeyhlerinden Şeyh Habib k.s. hazretleri ile organize bir şekilde hareket eden Halidîyye halifeleri asker toplamaktan savaşa komutanlık yapmaya kadar pek çok görev üstlenmişlerdir.

Şeyh Abdurrahman-ı Tahî k.s. hazretlerinin, halifesi Molla İbrahim Çokreşî’ye halkı cihada teşvik etmek hususunda yazdığı mektup o gün gerçekleştirilen hizmete dair bir vesika niteliğindedir:

“Size, Şeyh Abdurrahim ve Şeyh Tahir, ben muhafız birlikleri ve takviye kuvvetleri ile size katılana kadar hep birlikte olup asker toplayınız.

Asker toplarken, “Benim kimsem yok, ben tekim, benim savaşa katılacak halim durumum yok!” diyenlere aldırış etmeyin. Çünkü artık cihad farz-ı ayn olmuştur. Böyle diyenlere deyin ki: “Kim ki Allah’a ve Rasulü’ne iman ediyorsa bu sefere katılsın. Mümin kimse Allah’a ve Rasulü’ne iman eder ve böyle zamanlarda Allah yolunda cihat eder. Bu sefere katılmak için anne babanın rızasını almak, geride kalanlara nafaka temin etmek ve geride kalan borçları ödemek şart değildir. Hatta Şeyh Hazretleri (Seyyid Sıbgatullah Arvasî k.s. hazretlerinin evladı Şeyh Bahaeddin) ‘Her ne kadar cihada katılanlar çok da olsa, hatta ve hatta kaza namazlarını kılmak için dahi olsa bu cihattan geri kalmak caiz değildir’ buyurdu.

Burada çok lazım olduğundan mührü bana yolla. Bir de Molla Abdülkadir’in ne yaptığını bana yaz.”

(Resim: Büyüğümüz, Efendimiz Şeyh Abdurrahman-ı Tahî k.s. hazretlerinin Nurşin'deki merkad-ı şerifleridir. Allah makamlarını artırsın, ümmet-i İslam'ı nisbetleri ile nasiplendirsin.)

 




Cihan Harbi'nde, Şah-ı Geylanî k.s. hazretlerinin zikir ile cepheye koşan evlatları: Kadirî Bölüğü... Yani tarikatçılar!





Nurşin Dergahı'nın güneşi, efendimiz, Hazret-i Sanî unvanıyla meşhur olan büyüğümüz, Gazi Seyda Şeyh Muhammed Diyaüddin k.s....

Cihan Harbi'nde müridleriyle beraber cepheye inen büyüğümüz. Doğu topraklarını Rus kafirine karşı müdafaa etmiştir. Bölgede halka zulmeden Ermeni Komitacılara karşı da savaşmıştır.

İki kardeşi Muhammed Said ve Muhammed Eşref, Mutkan savaşlarında şehid düşmüşlerdir.

Birinci resim: Şeyh Hazretleri müridleri ve sevenleriyle beraber cephede.

İkinci resim: Şeyh Hazretlerine cephedeki fedakarlıklarının bir nişanesi olarak verilen madalyanın Sultan Mehmed Reşad tarafından yazılan beratı.

Üçüncü resim: Hazret-i Sanî Şeyh Muhammed Diyaüddin k.s....

Allah makamlarını arttırsın, himmetlerini üzerimizden eksik etmesin.

 




İrşad yıllarında kaleme alınan “Adab” adlı eseri ile Nakşibendiyye Yolu’nun edeplerini yeniden kayıt altına alan Fethullah Verkanisî k.s. da 93 Harbi’ne katılmıştır.

Şeyh Fethullah k.s. savaş esnasında bazen aynı birlikte bulunan Gavs-ı Hizanî unvanıyla bilinen Seyyid Sıbgatullah Arvasî k.s. hazretlerinin halifesi Şeyh Halid Orekî’nin çadırını ziyaret ederdi. Şeyh Halid k.s. kendisine çok hürmet eder, Şeyh Fethullah k.s. hazretlerinden kendi minderine oturmasını rica ederdi. Yine bir ziyaretinde kendisine gösterilen bu hürmet ve tazim karşısında Şeyh Fethullah k.s.:

"Efendim, beni mahcup ediyorsunuz. Siz hem benim üstadım, hem de büyüğümüzün halifesi olarak mürşidimizin makamındasınız" der.

Şeyh Halid Orekî k.s., Fethullah Verkanisî k.s. hazretlerini müjdelercesine şöyle buyurur:

Size hürmet göstermeme karışmayın! Zira Gavs Hazretleri bir gün bana “Bedir ve Uhud şehitlerine benden selam söyle!” buyurmuştu. Bu sebeple ben bu savaşta şehadet makamına yükseleceğimden ümitliyim. Yine Gavsımız bana: “Tarikatımızda kamil bir mürşit gelecek. Nasıl diğer müceddidlere tarikat nispet ediliyorsa, bu tarikat da o zata nispet edilmeye layıktır” demişti. Ben kâmil zatların işaret ve hallerini inceliyorum; müjdelenen kişinin senden başkası olamayacağını görüyorum. Bu yüzden size hayatta iken size hizmet ve hürmet etmek, sonra da şehit olmayı diliyorum.

Bahsi geçen Şeyh Halid-i Orekî k.s. Ağrı-Doğu Beyazıd'da Ruslara karşı savaşırken şehid düşmüştür. Düşmana karşı çetin mücadelelerin verildiği günlerde mübarek bedeninin nereye gömüldüğü kaydedilememiştir. Bugün kabrinin yeri dahi bilinmemektedir.

Resimde gördüğünüz zat büyüğümüz, efendimiz Şeyh Fethullah Verkanisî k.s. hazretleridir.

 

 



Birinci resim: Hakkari'deki Somay Aşireti'nin, Nakşibendî Halidî Şeyhi Seyyid Taha k.s. hazretlerinin teşvikiyle Kırım Harbi'ne katıldığını gösterir resmî evraktır.

İkinci resim: Seyyid Taha k.s. hazretlerinin Hakkari/Nehrî'de bulunan dergahı. Şeyh Said hadisesi bahane edilerek medrese ve tekkelerle ilgili yapılan kanunlar gereği, 1926 yılında topçu atışıyla yıkılmıştır.

Büyüğümüz, Seyyidimiz Taha el-Hakkarî'nin irşadıyla vatan, millet, ümmet namına, özellikle İran Şia'sına karşı ne çapta bir vazife ifa ettiğini anlamak için ikinci resimdeki medreseye dikkat etmek yeterli.

 








Cepheye gitmek için sancak hazırlayan Mevlevî Tekkesi... Birilerinin deyişiyle dahilî tehlikeler arz eden "tarikatçılar".





Şeyh Ahmed Senusî k.s....

Osmanlı'nın ve İslam Hilafeti'nin payitahtı olan Anadolu topraklarının düşman işgalinden kurtulması için mücadele verdi.

Millî mücadelenin önde gelen isimlerindendir fakat tarih kitapları "tarikatçı" olduğu için yazmaz.

 





Batıcıların ceza hukukunu alıp yasalarımıza devşirdiği Faşist İtalyanlara karşı mücadele veren, zalim işgalcilere yıllar boyu kan kusturan Şeyh Ömer Muhtar k.s....

Unvanı: "Çöl Aslanı".

Senusiyye Yolu mürşidlerindendir.

İtalyan mahkemesi idamına karar verip kalemini kırdığında Şeyh Hazretleri'nin söylediği sözler hala iman edenlerin kalplerinde yankılanır:

"La ilahe illallah! Hüküm ancak Allah'a aittir. Benim hakkımda verdiğiniz uydurma kararın bir manası yok!"

Not: Bugünün batıcılarının Şeyh Ömer Muhtar'ın da nisbetini taşıyan tasavvuf ehline saldırması, bu ideolojinin evveliyle alakadar.





Cihan harbinde cepheye koşan bir grup "tarikatçı"!





"Tarikatçı" olmakla suçlayabileceğiniz bir diğer vatansever, Nakşibendî Halidiyye'nin sancaktarlarından İmam Şamil rh.a. hazretleri olabilir.

Kafkasya dağlarını Ruslara dar etti.

Buyurur ki: "BİZ BİR DAĞDAN ALLAH DİYE HAYKIRDIĞIMIZ ZAMAN, O SES VADİDE ÖZGÜRLÜK DİYE YANKILANIR!"

Saadetli türbesi izinden zerre kadar ayrılmadığı Fahr-i Kainat s.a.v.'in beldesindedir.

Allah makamlarını artırsın, müminlerin gönlündeki yerini genişletsin.

 





Burada ki bilgiler tarihçi yazar Mumin Munis'in yazılarından derlenerek hazırlanmıştır..









 







Bu yazı 4271 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit




Tasavvuf-Nakşibendilik

Fetö ve Cemaatler Meselesine Dair

Fetö ve Cemaatler Meselesine Dair Güzel ve geniş bir şekilde ele alınmış bilgilendirici bir yazı..

SEYYİD ABDULKADİR GEYLANİ; " MÜRŞİDSİZ OLMAZ !!! "

SEYYİD ABDULKADİR GEYLANİ; SEYYİD ABDULKADİR GEYLANİ ( K.S ) BUYURUYOR Kİ; " MÜRŞİDSİZ OLMAZ !!!"

SEMERKAND KÖŞESİ

Söz ve Resim
Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki !

Mevlana

BEŞİR DERNEĞİ

SÖZLÜK

(c) Web sitemizin Semerkand Şirketler Grubu gibi bir kuruluş ile resmi bir bağı kesinlikle yoktur, tamamen kişisel çabalarla kurulmuş bir web sitesidir. Ancak istifade edilmesi için yazı ve linklerini kaynak belirterek yayınlayıp, destek verdiğimizde olabilir. Ayrıca diğer kaynaklardan, ehli sünnet çizgisinde gördüğümüz çalışmaları kaynak göstererek sitemizde yayınlamaktayız. Niyetimiz, sayısız faydasını gördüğümüz, Kuran ve Sünnet esaslı bu yüce Nakşibendi yolunu insanların tanıması ve istifade etmesine vesile olabilmektir. Sitemizden emeğe saygı çerçevesinde kaynak göstererek her türlü alıntı yapılabilinir. www.NaksibendiTarikati.com
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Alt Yapı: MyDesign - Dizayn ve Hosting: Ri-Mer Bilişim