Nakşibendi Tarikatı - Öz değerleriyle birlikte.
ANASAYFA SİTEDE ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE SORU SORUN? İLETİŞİM

GALERİ

ANKET

Yeni web sitemizi nasıl buldunuz?





Tüm Anketler

SİTEDE ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZE ZİYARETLER!

 
Bugün Tekil425 
Bugün Çoğul640 
Toplam Tekil 4568854 
Toplam Çoğul7261776 
Ip 54.167.231.97

REKLAM

 

HİMNET

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

Gelenekli cemaatler ve laiklik-cemaatler meseleleri...

Gelenekli cemaatler ve laiklik-cemaatler meseleleri...

Tarih 06 Ağustos 2016, 19:31 Editör

Yusuf Kaplan ve İsmail Kılıçarslan'dan gündeme dair güzel bir yazı..

Geliyorum diyen tehlike: Laiklik pompalanıyor, cemaatler bombalanıyor!


Temmuz sonrasında toplum olarak ilk kez 
bütünleşme, kenetlenme, geleceğe birlikte yürüme ruhu yakaladık.

Bu 
çok değerli bir imkân: Ürpertici bir şer'den gönendirici bir hayır halketti Allah Teala. Bunun kıymetini bilelim.

Ama çevirilen 
tezgâhlara, algı operasyonlarına da dikkat edelim!

HER HÂL VE ŞARTTA HAKİKAT!

Bu sütunun düzenli okuyucuları iyi bilirler: Her zaman hakikat'in izini sürdüm; kime yapılırsa yapılsın -vatan hainliği hâriç- haksızlıklara -ideolojik olarak bambaşka yerlerde olsak da- hep karşı çıktım.

Ergenekon operasyonunun esas itibariyle bir tezgâh olduğunu, dolmuşa bindirildiğimizi yazdım! Henüz suçları ispat edilmemiş kişilerin -hiç de hazzetmediğim katı Kemalistler olsalar bile- kirli PÇete'nin televizyonlarından 
yargısız infaz edilmesine bir Müslüman olarak isyan ettim.

O zaman 
aforozu yedim; Ergenekoncu bile ilan edildim!

Bunları, Kemalist veya laik çevrelerin yazacaklarıma önyargısız bakmalarını hatırlatmak için yazıyorum burada.

15 TEMMUZ GECESİ, BU ÜLKENİN İNSANLARI, LAİKLİK İÇİN DEĞİL SON KALE DÜŞMESİN DİYE TANKLARIN ÖNÜNE YATTILAR!

15 Temmuz gecesi bu ülke büyük bir saldırıya uğradı. Ama bu ülkenin asil halkı, tankların önünde dimdik durarak, 
tankların önüne yatarak bu saldırıya karşı destansı bir direniş ortaya koydu ve saldırıyı püskürttü.

250 civarında şehit verdik; 2 binden fazla insanımız da yaralandı.

Bu insanlar, 
tankların önüne niçin yattılar? Bu ülkenin cehenneme dönüştürülmesine, mazlumların umudu Son Kale'nin düşürülmesine ve leş kargalarına yem edilmesine engel olmak için! Bunu, yaralanan yüzlerce insanın beyanatlarında net olarak görüyoruz.

Bu 
ülkenin dindar insanları, tankların önüne yatarken, tuzu kurulaik kesimleri -örneğin Bağdat Caddesi'nde- darbe şakşakçılığıyaptılar!

Şimdi de iki haftadır, neredeyse 
bütün televizyon kanallarında emekli generaller, ordudan atılmış militan askerler, darbeci-zihniyetli Kemalist tipler, laiklik pompalıyorlar ve bu arada da bütün cemaatleri, tarikatleri bombalıyorlar!

Şöyle bir şeyi toplumun zihnine zerketmeye çalışıyorlar: “Laiklik, FETÖvârî bütün örgütlenmelerin yegâne sigortasıdır. Cemaat, tarikat mensuplarını devlete, bürokrasiye sokmamak lazım. Yoksa bunlar devleti ele geçiriyorlar!”

Bu, 
15 Temmuz ruhunu rehin almak, yok etmek ve Kemalist bir dalgaya dönüştürmek için planlı, programlı sahnelenen bir algı operasyonudur. Lütfen müteyakkız olalım!

BU ÜLKEDE DEVLET GASP EDİLDİ, LAİK BİR DEVLET DAYATILDI!


Önce şunu bileceksiniz: 
Bu toplumun “devleti” olmadı: Yaklaşık bir asırdır bu topluma tepeden laik bir devlet, laik bir hayat tarzı, laik bir dünya görüşü dayatıldı!

Devlet, laikler ve devşirmeler tarafından gasp edildi! Önce İslâm, bütün kurumlardan temizlendi; ülkenin siyasî, entellektüel, kültürel, iktisadî, sosyal kurumları dışardan ithal edilen bir ideoloji olarak laikliğe göre tanımlandı. Bu toplumda bütün kurumlardan İslâm'ın izleri silindi!

“Devlet, kimsenin ibadetine, namazına karışıyor mu?” diyerek milleti ahmak sanan veya alenen aldatan tipler var: Bunlar ya Şark kurnazı, din düşmanı kişiler ya da dinin hayatın her alanına müdahale eden bir dünya tasavvuru olduğunu bilmeyen câhil-cühelâ sığ tipler.

Burada mesele şu: Din'i laikliğe göre tanımlıyorlar! Laiklik denen sopa, din'e ne kadar izin ve yer verirse, din odur, orada durmak zorundadır, diye dayatıyorlar!

LAİKLİK, FRANSA'DAN İTHAL EDİLEN İNGİLİZLER TARAFINDAN DAYATILAN BİR SOPA, BİR TASMA'DIR!

Oysa şunu bileceksiniz: 
Laiklik, bize ait bir tecrübe değildir. Fransa'dan ithal edilmiş, İngilizler tarafından dayatılmış bir ideolojidir. Bir deli gömleğidir. Toplumun İslâm'la ilişkisini bitirmeyi amaçlayan bir tasma, bir sopadır.

Ve yaklaşık bir asırlık süreçte de tasma ve sopa olarak kullanılmıştır.

Bütün darbeler, laiklik adına yapılmıştır! Bu, laikliğin hem tasma hem de sopa olarak kullanıldığının en önemli kanıtıdır.

Laiklik bir tasmadır; çünkü bu ülkenin şu ya ya bu şekilde İslâmîleşmesinden ötürü, Türkiye'yi Batı'ya hep “laiklik elden gidiyor!” diye şikâyet ettiler; hâlen de aynı şekilde hareket ediyorlar! Laikliğin tasma olduğunun en önemli göstergelerinden biri değil de nedir bu?

Yine İmam-Hatip okullarına karşı çıkılırken, toplumdaki dindarlaşma eğilimine, başörtüsüne karşı çıkılırken, 
“laiklik elden gidiyor, Türkiye, irtica karanlığına sürükleniyor!” denildi ve sürekli olarak Batı'ya bu şekilde şikâyet edildi!

Bu ülke hiç bir şeyden çekmedi, bu toplumun ruh köklerini kurutan, İslâm'ı irtica diye sunan laiklikten çektiği kadar!

Binlerce insan laiklik adına asıldı!

Onbinlerce insan laiklik adına hapislerde çürütüldü.

Rahmetli 
Erbakan Hoca'nın kurduğu bütün partiler laiklik adına kapatıldı!

Örnekleri uzatmaya gerek yok!

ANAYASASINDA LAİKLİK OLAN İKİ ÜLKE VAR YALNIZCA: FRANSA VE TÜRKİYE!

Batı'da 
Fransa'nın dışında hiç bir ülkenin anayasasında “burası, laik... bir devlettir” diye bir madde yok.

Ayrıca bugün 
laik Fransa'daki orta dereceli okulların tam üçte biri Katolik Kilisesi'nin kontrolündedir.

Lenin'in komünist devrim Rusya'sının anayasasında da yok laiklik; Çin komünist anayasasında da!

Lenin'in 1918 yılında hazırladığı devrim anayasında “Deblet, din özgürlüğüne, din-karşıtı özgürlüğü de garanti eder,” diye yazar.

Bu konuda 
parlak sosyal teorisyenlerimizden Mehmet Emin Köktaş Hoca'nın kitaplarına bakılmalı!

“MÜSLÜMAN HALK DEVLETİ YÖNETMESİN” PROPAGANDASINA DİKKAT!

Millet, meydanlarda 15 Temmuz ruhu için nöbet tutarken, katı laik tipler ekranlarda hem laikliği pompalıyorlar hem de bütün cemaatleri, tarikatleri bombalıyorlar!

Millet zokayı yutmak üzere! İnanılmaz bir algı operasyonu çekiliyor: “
Cemaatleri, tarikatleri devlete yaklaştırmamak lazım” demeye başladı bazı İslâmî çevreler bile!

Böylelikle şunu demek istiyorlar: 
“İslâmî duyarlıklı çevreler devlet yönetmesin. Millet, devleti 15 Temmuz ruhuna göre kurmaya kalkışmasın!”

O yüzden 
bütün cemaatler, tarikatler karalanmaya, aşağılanmaya, birbirine düşürülmeye çalışılıyor!

15 TEMMUZ SALDIRISININ İKİNCİ AYAĞI BU!

15 Temmuz saldırısının ikinci ayağı bu diye düşünüyorum: 
Laikliğin pompalanması, cemaatlerin ve tarikatlerin bombalanması! İslâmî duyarlıklı çevrelerin devleti yönetmesinin önüne set çekilmesi!

İşte geliyorum diyen felâket bu!

İlgilileri uyarıyorum...

Elbette bütünleşme, kenetlenme, kardeşlik havası bozulmasın ama Türkiye'deki etkili seküler çevrelerin cemaatleri, tarikatleri sürekli aşağılayarak, laikliği kutsayarak 15 Temmuz Ruhu'nun altını oymaya çalışmaları, bu birlik, kardeşlik havasının dinamitlenmesi aslında. Bu yakıcı gerçeği göremez ve gerekli önlemleri alamazsak 15 Temmuz ruhu, daha doğmadan öldürülecek...

Aman dikkat!

Yusuf Kaplan / 05.08.2016

 

 

 

Gelenekli cemaatler ve modern cultlar

 

Sümüklü vaizin memlekete yaptığı büyük kötülüklerden biri de insanların zihninde ciddi bir kavram karmaşasına sebebiyet vermesi oldu. Adı 'cemaat' olan her yapıya, her topluluğa kuşkuyla bakılıyor 15 Temmuz'dan beri. Tabii bunda 'meydanı boş bulmuşken rakip gördüğü cemaati derdest etmek isteyen' bazılarının da payı yok değil.

Bu köşenin sıkı takipçileri hatırlayacaktır. 17/25 Aralık sürecinden sonra bu sümüklü vaizin kurduğu yapının bir 'cemaat' değil, new age dini akımlara dâhil edebileceğimiz bir modern cult olduğuna dair birkaç yazı yazmıştım.

Ne demek modern cult? Bağlılarına 'seçilmişlik' ve 'kurtulmuşluk' vadeden; dahası kendilerine bağlı olmayan herkesi 'ziyanda', 'yanılmış', 'cehennemlik' gören bir insan topluluğu demek. Bir 'lider'in, 'asıl seçilmiş'in, 'mesih'in ya da 'mehdi'nin tüm bağlıları yönetmesiyle oluşan insan kümesi demek. Ve tabii en önemlisi içeriğini tam manasıyla çok az bağlının bildiği 'yüce amaç' için hareket etmek demek.

Bakmayın siz bu sümüklü vaizin bağlılarının kendilerine 'cemaat' demelerine. Kanaatim odur ki Fethullahçılık denilen herze; bir takım istihbarat servislerinin 'vakti gelince kullanırız' diyerek palazlandırdığı tipik bir modern culttır. Vakti gelmiştir ve kullanılmaktadırlar da nitekim. Soru şu: Sağlıklı bir insan teki nasıl olur da böylesi sapkın, böylesi aşağılık bir organizasyonun parçası olmaya devam edebilir? Burada meselenin bam telini 'seçilmişlik ve kurtulmuşluk' havuçlarının yanı sıra 'kuşatılmışlık' havucunda da aramak lazım gelir. Bir modern cultta bireyin 'kendine ait bir hayatı' yoktur. Onun 'değersiz hayatı' yüce amaç için ortaya konulmuş 'büyük hayat'ın bir parçasıdır sadece. Böylece başlayan kuşatma, bireyin ilgili cult olmadan kendi hayatını devam ettiremeyeceği bir düzleme ilerler. Kariyerini, eşini, ekonomik durumunu, dostlarını, gündelik yaşam pratiğini ilgili cult belirledikten sonra oradan çıkış çok ama çok zordur.

Türkiye'de en büyüğü Fethullahçılık olan irili ufaklı onlarca modern cultın yaşamaya devam ettiğini izaha bilmem gerek var mı? 'İspiritizmacı' cultlardan sokakta Mevlana öğretisi falan diye broşür dağıtanlarına, Atatürk'ü 'asıl seçilmiş' sayanından bağlılarına çorap sattıran çakma mehdilere değin geniş bir liste var elimizde.

Türkiye'deki dini cemaatlerin Fethullahçılık isimli bu modern cultla karıştırılması en hafif tabirle adaletsizliktir. Hele hele 'gelenekli cemaatler' ile Fethullahçılık'ın yapılanma, modelleme olarak aynı görülmesi ise tam bir akıl tutulmasıdır.

Gelenekli cemaatler, yani ilsile-i meratıb üzere hizmette daim olan tarikatlar yüzyıllar boyunca kendi gündemleri üzere olmuş, kendi yollarını devam ettirmiş, şeyhinden bağımsız olarak da yürüyeceği yol belli olan yapılardır. Devletle 'itaat ve menfaat' ya da 'uzaklık' ilişkisi kurmanın dışında bir ilişki kurmayı reddeder pek çoğu. Hükümet etme ve benzeri iktidar meselelerinde en fazla 'destekleyici-katılımcı' düzeyinde kalırlar.

Sözgelimi Menzil cemaatinin 'yeni paralel yapı' olabileceğine dair cümleler uçuşuyor sosyal medyada. Meseleye birazcık kafa yormuş, bu yapıları birazcık tanıyan herkes, sadece Menzil cemaatinin değil, Türkiye'deki hiçbir gelenekli cemaatin 'devlete paralel' bir yapı oluşturma kabiliyetlerinin olmadığını bilir. Zira bu cemaatler insanlarla 'şeyh-mürid' ilişkisi kurarlar, 'lider-inanmış' ilişkisi değil. Her ne kadar artık daha örgütlü yapılarmış havası estirseler de aslında müridanla ilişkileri 'son derece sivil ve gevşek'tir. Misal bugün herhangi bir gelenekli cemaatin dergâhına gidebilir, kendinizi bir şeyh efendinin 'müridi' olarak bulabilirsiniz. Böylesi 'gevşek ve sivil organizasyonlar'dan paralel yapı çıkmasının ne imkanı vardır ne de ihtimali.

Bir de tabii modern dini cemaatler var değil mi? Dini hayatın/hizmetin o ya da bu oranda devam etmesini sağlamak için genellikle tek bir ismin etrafında toplanılan; vakıf, dernek v.b. yapılarla varlıklarını sürdüren, kendilerini 'tarikat' olarak isimlendiremeyeceğimiz yapılardır bunlar. Bu yapıları iyi tanıyan biri olarak net ifade edeyim. Bu modern dini cemaatlerin de 'devleti ele geçirmek' gibi bir ajandaları yoktur. Kimisinin Kur'an'ı, kimisinin Sünniliği, kimisinin hadisleri 'savunmak' gibi son derece önemli(!) ve ilginç misyonları; bir de birbirlerini sıkça tekfir etmek gibi kötü alışkanlıkları vardır, o kadar. Fakat şu kadarını da söylememe izin verin. Söz konusu her türden iktidar olduğunda modern dini cemaatlerin gelenekli cemaatlere göre daha iştahlı olduğu da sır değildir. Hem devletle kurmak istedikleri ilişki üzerinden böyledir bu, hem de bağlılar/talebeler üzerinden… Bu yanıyla örgütlülük meselesine daha çok kafa yorduklarını da, bağlılarını 'bağlı' hale getirmek için ekstra çaba sarf ettiklerini de ifade etmek gerekir. Ancak bu çaba, kendi mikro iktidar alanları üzerinden ilerler hep, daha fazlası değil.

Neticede, Türkiye'de Fethullahçılık denilen sümüklü modern cultın yaptığını yapmak isteyen, bunu göze almak isteyen, o çapta bir organizasyon kurmak isteyen ne gelenekli ne de modern dini cemaat yoktur. Dolayısıyla, hazır fırsatı bulmuşken aradan karşı olduğu cemaatleri de çıkarmak isteyen insanları insafa davet etmekten gayrısı gelmez elimizden.

Ne diyordu Fuller: 'İnsaf iyidir hacı hafız. İnsaf iyidir. Bakarsın Mümtazer Türköne'ye bile lazım olur yeğenim.'

İsmail Kılıçarslan / 06.08.2016

Bu yazı 3809 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit




Tasavvuf-Nakşibendilik

SEYYİD ABDULKADİR GEYLANİ; " MÜRŞİDSİZ OLMAZ !!! "

SEYYİD ABDULKADİR GEYLANİ; SEYYİD ABDULKADİR GEYLANİ ( K.S ) BUYURUYOR Kİ; " MÜRŞİDSİZ OLMAZ !!!"

TASAVVUFU KABUL ETMEYEN VEHHABİLERİN KENDİ ŞEYHLERİNİN TASAVVUFU VE SUFİLİĞİ KABUL ETMESİ !!!

TASAVVUFU KABUL ETMEYEN VEHHABİLERİN KENDİ ŞEYHLERİNİN TASAVVUFU VE SUFİLİĞİ KABUL ETMESİ !!! TASAVVUFU KABUL ETMEYEN VEHHABİLERİN KENDİ ŞEYHLERİNİN TASAVVUFU VE SUFİLİĞİ KABUL ETMESİ !!!

SEMERKAND KÖŞESİ

Söz ve Resim
İçteki kiri su değil, ancak gözyaşı temizler…

Mevlana

BEŞİR DERNEĞİ

SÖZLÜK

(c) Web sitemizin Semerkand Şirketler Grubu gibi bir kuruluş ile resmi bir bağı kesinlikle yoktur, tamamen kişisel çabalarla kurulmuş bir web sitesidir. Ancak istifade edilmesi için yazı ve linklerini kaynak belirterek yayınlayıp, destek verdiğimizde olabilir. Ayrıca diğer kaynaklardan, ehli sünnet çizgisinde gördüğümüz çalışmaları kaynak göstererek sitemizde yayınlamaktayız. Niyetimiz, sayısız faydasını gördüğümüz, Kuran ve Sünnet esaslı bu yüce Nakşibendi yolunu insanların tanıması ve istifade etmesine vesile olabilmektir. Sitemizden emeğe saygı çerçevesinde kaynak göstererek her türlü alıntı yapılabilinir. www.NaksibendiTarikati.com
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Alt Yapı: MyDesign - Dizayn ve Hosting: Ri-Mer Bilişim