Nakşibendi Tarikatı - Öz değerleriyle birlikte.
ANASAYFA SİTEDE ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE SORU SORUN? İLETİŞİM

GALERİ

ANKET

Yeni web sitemizi nasıl buldunuz?





Tüm Anketler

SİTEDE ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZE ZİYARETLER!

 
Bugün Tekil288 
Bugün Çoğul509 
Toplam Tekil 4783249 
Toplam Çoğul7544099 
Ip 54.80.132.10

REKLAM

 

HİMNET

GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

Mürşid Terbiyesine Giriş Adabı

Mürşid Terbiyesine Giriş Adabı

Tarih 05 Ocak 2012, 07:20 Editör

Bir mümin, tek başına da tövbe yapabilir; fakat tek başına tövbesini korumak ve manevi terbiyesini gerçekleştirmek oldukça zordur. Hatta bugünün insanı için imkansızdır.

Mürşidin terbiyesine girmek tövbe ile başlar. Tövbe mürşide değil, Yüce Allah’a yapılmaktadır. Ancak, mürşid bu tövbede, mümine şahit ve yardımcı olmaktadır. Mürşid günahları affetmez, ona böyle bir yetki verilmemiştir. Günahları affedecek olan sadece Yüce Allah’tır. Mürşid, Yüce Peygamberimiz(s.a.v)’e  uyarak, bir müminin affedilmesi için alemlerin Rabbine yönelmekte ve yalvarmaktadır. Yüce Rabbinin huzurunda nasıl davranacağını bilmeyen ve buna kendini ehil görmeyen kimseye mürşit, yol göstermekte, usul öğretmektedir. Ayrıca ona tövbesinde yardımcı olmakta, tövbe eden kimsenin kalbine ilahi izin ve destekle feyiz, sevgi ve nur akıtmaktadır. Daha da önemlisi, mürşid, tövbe ile Allah’a dönen kimseyi, özel terbiye dairesine almaktadır. Böylece nefsine ve şeytana karşı zayıf düşen mümin, artık kendisine hayır ve takva yolunda yardım edecek gerçek bir dost ve yardımcı bulmuş olmaktadır.

TÖVBE VE İNTİSAP

Mürşidle birlikte yapılan tövbede iki önemli iş olmaktadır: Birisi, günahlardan tövbe, diğeri de tövbeyi korumak için mürşide intisap,

Bir mümin, tek başına da tövbe yapabilir; fakat tek başına tövbesini korumak ve manevi terbiyesini gerçekleştirmek oldukça zordur. Hatta bugünün insanı için imkansızdır.

İşte Allah’ın dostu ile Allah yolunda yürümek için yapılan bu manevi sözleşmeye intisap, inabe, el alma, manevi terbiyeye girme denir. İntisap, irade işidir. Bu bağlanmada müridin irade, niyet ve kararı lazımdır. İradesiz intisap olmaz. İntisap için mürşidin istemesi yetmez, bu iş tek taraflı olmaz. Kulun kendisi istemelidir ki iş başlasın. Bu bir manevi anlaşmadır. Bu anlaşma Allah’a güzel kulluk etmek için yapılır. Gayesi Allah rızasını elde etmektir. Mürşid bu güzel yolda vasıtadır,rehberdir, örnektir, yardımcıdır, duacıdır, şahittir.

Tövbe ile intisap ettikten sonra yapılması gereken bazı şartlar vardır. Bunlar, manevi terbiyeye girmenin ilk adımlarıdır. Mürşidin manevi terbiyesi ve tasarrufu altına girmek için bu şartlar noksansız yapılmalıdır. Şekiz şart ve âdab diye isimlendirilen bu vazifeler gece yapılacaktır. Bazı özel durumlarda gündüz de yapılabilir. Bunun şekli daha sonra anlatılacaktır. Gece yapılacağı zaman yatsı namazından sonra, yatmaya yakın bir zamanda yapılır. Bu vazifeler şunlardır:

1-Tövbe Niyetiyle Abdest Almak

Bu ve bundan sonraki vazife banyoda yapılacaktır. Banyoya girilince önce, günahlardan temizlenme ve tövbe niyetiyle bir abdest alınır. Abdestten gaye vücudun kirlerini yıkamak değildir. Asıl maksat kalbin manevi kirlerini temizlemek ve gafletini gidermektir. Bu niyetle abdest alırken her azanın(Mesela ağız yıkanırken yapılan gıybet-dedikodu-yalan–sövme gibi fiillerden pişmanık duyulur ve)  yaptığı günaha tövbe etmeli ve onlarla bir daha günah işlememeye samimi olarak niyet etmelidir. Hz. Rasulullah Efendimiz(s.a.v) in müjde ettiği gibi, abdest suyunun son damlasıyla o aza ile işlenen günah kirlerinin de döküldüğünü bilmelidir.

2-Tövbe Niyetiyle Boy Abdesti Almak

Abdestin hemen peşinden yine tövbe niyetiyle bir gusül abdesti alınır. Abdest alırken yaptığımız gibi aynı niyet ve edeple bütün vücut yıkanır, peşinden: “Allahım! ben vücudumun ancak dışını yıkayabildim. Sen de nurun ile içimi yıka, kalbimi temizle !” diye dua edilir. Yıkanırken, mümkün olduğu kadar edebe ve avret yerini örtmeye dikkat edilir. Sonra elbiseler giyilip banyodan çıkılır.

3-İki Rekat Tövbe Namazı Kılmak

Bu namaz, iki rekatlik sünnet bir namazdır. Hadis-i şerifte övülmüş ve tavsiye edilmiştir. Buna tövbe ya da istihare namazı  denir. “Niyet ettim Allah rızası için tövbe niyetiyle istihare namazı kılmaya” denir. Bilenler, birinci rekatinde Fatiha’dan sonra Kafirun suresini, ikinci rekatta ise ihlas suresini okurlar. Bilmeyenler, bildikleri sureleri okuyarak kılarlar. Namaz bittikten sonra "Yarabbi bana bu kapıdaki akıbetimi göster“ diye dua edilir. Zira bu namaz istihare namazıdır ve sonunda uyunacaktır.

4- Tövbe Etmek

Mürşidle birlikte yapılan tövbe, ilahi huzurda olduğunu düşünerek, kendi duyacağı bir sesle üç kere tekrar edilir. bu tövbe şekli şudur: “Ya Rabbi! bütün yapmış olduğum günahlardan ben pişmanım. Keşke yapmasaydım. İnşaallah bir daha ben yapmayacağım”. Bu tövbe esnasında kişi, büluğ çağından beri yaptığı bütün günahlarına, niyet ederek, kalbinden pişmanlık  duyarak tövbe eder.

Samimiyetle yapılan tövbelerin Cenab-ı Hakk katında kabul edildiğine inanmalıdır. Hatta tövbe edilen günahların önce silindiğini, sonra bir iyilik olarak hasenat defterine yazıldığını Allahu Teala şöyle müjdeliyor:

“Ancak tövbe ve iman edip güzel amel yapanların Allah kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır ve çok merhamet sahibidir.” [1]

Bu müjde Allahu Teala’nın Resûlullah (s.a.v) Efendimizin ümmetine bir hediyesidir. “Allah tövbe edenleri ve (maddi-manevi kirlerinden) güzelce temizlenenleri sever.” Ayeti, ümitleri bitmiş  bir kul için en güzel destek ve kuvvettir.

Bundan sonra gözler kapatılır ve diğer bütün vazifeler gözler kapalı yapılır.

5- Yirmi Beş Defa Estağfirullah Demek

Yukarıdaki tövbenin peşinden, gözler kapanır, dil ile kendi duyacağı bir sesle en az 25 defa “Estağfirullah” denir. Manası: „Allahım! beni affetmeni istirham ediyorum“ demektir. Tövbeden sonraki bu istiğfar, tövbe ettiği günahlardan kalpte kalan artıkların temizlenmesi ve kalbin ilahi nur ile cilalanması içindir. Bu şekilde samimiyetle yapılan tövbe ve istiğfardan sonra kalp günah kirlerinden tertemiz olur. Bunları yaparken mürid mürşidinin himmet ve duasının kendine destek olduğunu ve üzerine ilahi rahmetin indiğini düşünmelidir.

6- Sekiz Adet Fatiha Okuyup Bağışlamak:

Daha sonra, 8 adet Fatiha suresi okunur. Okunan her bir Fatiha önce Hz. Resulullah  Efendimiz(s.a.v)in,onun Ehl-i Beytinin ve ashabının ruhlarına hediye edilir. Peşinden de aşağıdaki sıra ile isimleri zik­redilen Sadat-ı Kiramın ruhlarına hediye edilir. Şöyle yapılır:

Besmele çekerek birinci Fatiha'yı okuduktan sonra: “Ya Rabbi! Oku­muş olduğum Fatiha'yı şerifeyi Hz. Resulullah (s.a.v) Efendi­mizin, onun ehl-i beytinin, ashabının ruhlarına, ayrıca Şahı Nakşibend ve Seyyid Abdulkadir Geylani Hz. lerinin ruhlarına hediye ettim kabul ve vasıl eyle' der. Sonra Fatiha hediye ettiği sadatları, ruhaniyetleriyle nurani bir şekil almış olarak karşısında düşünerek, onlara hitaben:

"Ey Allah dostlarının ervahı, Resulullah (s.a.v) Efen­dimize benim için istirhamda bulunun bana şefaatte bulunsun " der. Sonra:

Besmele çekerek ikinci Fatiha'yı okuduktan sonra:”Ya Rabbi! Okumuş olduğum Fatiha'yı  şerifeyi Hz. Resulullah (s.a.v) Efendimizin, onun ehl-i beytinin, ashabının ruhlarına, ayrıca Şeyh Abdulhalik Gücdevani ve İmam Rabbani Hz.lerinin ruhlarına hedi­ye ettim kabul eyle” der. Sonra Fatiha hediye ettiği sa­datları karşısında düşünerek onlara hitaben:

"Ey Allah dostlarının ervahı, Resulullah (s.a.v) Efen­dimize benim için istirhamda bulunun bana şefaatte bulunsun " der. Sonra:

Besmele çekerek üçüncü Fatiha'yı okuduktan sonra:”Ya Rabbi! Okumuş olduğum Fatiha'yı şerifeyi Hz. Resulullah (s.a.v) Efendimizin, onun ehl-i beytinin, ashabının ruhlarına, ayrıca Şeyh Mevlana Halid Zülcenahayn ve Seyyid Abdullah Hz.lerinin ruhla­rına hediye ettim kabul eyle” der. Sonra Fatiha, hediye ettiği sadatları karşısında düşünerek onlara hitaben:

"Ey Allah dostlarının ervahı, Resulullah (s.a.v) Efen­dimize benim için istirhamda bulunun bana şefaatte bulunsun " der. Sonra:

Besmele çekerek dördüncü Fatiha'yı okuduktan sonra:”Ya Rabbi! Okumuş oldu­ğum Fatiha'yı şerifeyi Hz. Resulullah (s.a.v) Efendimizin, onun ehl-i beytinin, ashabının ruhlarına ayrıca, Seyyid Taha ve Seyyid Sıbğatullah Hz.lerinin ruhlarına hediye ettim kabul eyle' der. Sonra Fatiha hediye ettiği sadatları karşısında düşünerek onlara hitaben:

"Ey Allah dostlarının ervahı, Resulullah (s.a.v) Efen­dimize benim için istirhamda bulunun bana şefaatte bulunsun " der. Sonra:

Besmele çekerek beşinci Fatiha'yı okuduktan sonra:”Ya Rabbi! Okumuş olduğum Fatiha'yı şerifeyi Hz. Resulullah (s.a.v) Efendimizin, onun ehl-i beytinin, ashabının, ayrıca Abdurrahman-i Tahi ve Şeyh Fethullah Hz.lerinin ruhlarına hediye ettim kabul eyle” der. Sonra Fatiha, hediye ettiği sadatları karşısın­da düşünerek, onlara hitaben:

"Ey Allah dostlarının ervahı, Resulullah (s.a.v) Efen­dimize benim için istirhamda bulunun bana şefaatte bulunsun " der. Sonra:

Besmele çekerek altıncı Fatiha'yı okuduktan sonra:”Ya Rabbi! Okumuş olduğum Fatiha'yı şerifeyi Hz. Resulullah (s.a.v) Efendimizin, onun ehl-i beytinin, ashabının ruhlarına, ayrıca Şeyh Muhammed Diyaüddin ve Ahmedü'l Hıznevi Hz.lerinin ruhları­na hediye ettim kabul eyle” der. Sonra Fatiha hediye et­tiği sadatları karşısında düşünerek onlara hitaben:

"Ey Allah dostlarının ervahı, Resulullah (s.a.v) Efen­dimize benim için istirhamda bulunun bana şefaatte bulunsun " der. Sonra:

Besmele çekerek yedinci Fatiha'yı okuduktan sonra:”Ya Rabbi! Okumuş olduğum Fatiha'yı şerifeyi Hz. Resulullah (s.a.v) Efendimizin, onun ehl-i beytinin, ashabının ruhlarına, ayrıca Seyyid Abdulhakim Hüseyni ve Seyyid Muhammed Raşid Hz.lerinin ruhlarına hediye ettim kabul eyle“der. Sonra Fatiha he­diye ettiği sadatları karşısında düşünerek onlara hita­ben:

"Ey Allah dostlarının ervahı, Resulullah (s.a.v) Efen­dimize benim için istirhamda bulunun bana şefaatte bulunsun " der. Sonra:

Besmele çekerek sekizinci Fatiha'yı okuduktan sonra:”Ya Rabbi! Okumuş oldu­ğum Fatiha'yı şerifeyi Hz. Resulullah (s.a.v) Efendimizin, onun ehl-i beytinin, ashabının ruhlarına, ayrıca Mürşidim Gavs-ı Sani Hz.lerinin ruhaniyetine hediye ettim ka­bul eyle' der. Sonra, Mürşidinin ruhaniyetini karşısında düşünerek, ona hitaben:

"Ey Allah'ın dostu, Resulullah (s.a.v) Efendimize be­nim için istirhamda bulunun bana şefaatte bulunsun"—“Beni terbiyenize kabul edin, himmet buyu­run, dua edin, yardımcı olun” diye ricalarda bulunur. Mürşidinin gönlünü kendi tarafına çekmek için boyun büker, yalvarır, yakarır, tevazu gösterir.

Mürid gönderdiği bu manevi hediye ile kendisini Resulullah  Efendimiz(s.a.v)’e ve diğer büyüklere tanıtmış, ayrıca onların sevgi ve himmetlerini üzerine çekmiş olur. Onlar da hediye sahibine verilmek üzere bir karşı­lık olarak bulundukları makamda onun için dua, istiğfar ve himmet ederler. Mürid kendisine gelen bütün bu ma­nevi nimetlerin Mürşidinin bereketi ile geldiğini ve onun sebep olduğunu düşünmelidir.

 

Silsiledeki büyüklerin isimlerini ezber bilmeyenler,Fatihaları şöyle hediye ederler.

Önce; her Fatiha suresinin başında besmele çekecek şekilde, sekiz adet Fatiha suresini peş pe­şe okur. Sonra; "Ya Rabbi! Okumuş olduğum bu Fati­haları Hz. Resulullah (s.a.v) Efendimizin, onun Ehl-i Beytinin, ashabının ruhlarına, ayrıca bana isimleri söylenen evliyaların ve Mürşidim Gavs-ı Sani Hz.lerinin ruhaniyetine hediye ettim kabul eyle der. Sonra, bütün evliyaların ve Mürşidinin ruhaniyetini karşısında düşünerek, onlara hitaben: "Ey Allah'ın dostları, Resulullah (s.a.v) Efendimize benim için istirhamda bulunun bana şefa­atte bulunsun " der.

7-Ölüm Rabıtası/Ölümü Düşünmek

Bundan sonra nefse ölüm ve ölüm halleri düşündürülür. Ölümü düşünmekten gaye kalbi yumuşatmak, kalpten dünya sevgisini çıkararak nefsin ibret almasını temin etmek, ayrıca yaptığı ibadetlerde ihlas kazanmak ve tövbenin sabit kalmasını sağlamaktır.

Kalbe ilahi muhabbetin ve mürşid sevgisinin gelmesi için, kalbin katılığının giderilmesi ve haram sevgilerden boşaltılması lazımdır. Bunu temin edecek en güzel sebeplerden birisi de, ölümü düşünerek kalbi uyandırmaktır. Herkes nefsini ölümle yüz yüze getirir ve şöyle düşünür:

Sekerat hali başladı. Ölümün kokusu geldi, dünyadan ayrılık alametleri gözüktü. Son nefesler veriliyor ve son anlar yaşanıyor. Azrail(a.s)geldi ruhu almak için bekliyor. Şeytan son oyununu oynamak istiyor, imanı çalmak ve mümini meşgul etmek için çırpınıyor. Evlatlar, hanım ve akrabalar baş ucunda çaresizlik içinde ağlaşıyor, hiçbirisinden yardım gelmiyor. O anda mal-mülk fayda yerine sıkıntı veriyor. Bu en zor ve en mühim anda ölümün sahibi Yüce Allah’tan başka yönelecek kimse yoktur. Onun geniş rahmetinden başka da sığınılacak bir yer mevcut değildir. İşte o anda ilahi rahmetin tecellisiyle müjdeci melekler ve mürşid-i kamilin ruhu Allahu Teala’nın izniyle yanına teşrif ederler. Sana iman üzere ölmen için yardım ederler, fayda verirler; o andaki yalnızlığını giderir, ızdırabını dindirirler.

Bu zor anda mürşidinin Allah’ın lütuf ve izniyle ölüm anından haberdar olduğunu, kendisi için Allah’a yöneldiğini, ruhaniyetiyle o meclise teşrif ettiğini ve nurani himmetleriyle Allah’ın rahmetini çekip şeytanı o meclisten defettiğini ve bu ilahi rahmetin desteği ile iman üzere öldüğünü düşünür.

Teneşirde yıkanırken, kefene sarılırken, namazı kılınırken ve tek başına kabre konurken, kabirde sual meleklerine cevap verirken insana fayda verecek tek sermayenin Allah’ın bu rahmeti olduğunu, bu yolda en güzel arkadaşın salih ameller olduğunu düşünür. Hayattaki mümin kardeşlerinin ve özellikle ölene kadar hak yolda peşinden gittiği mürşidinin bu zor anlarda kendisine dua ve istiğfar ile destek verdiklerini düşünür. Zaten onlar, dünyada kendisi ile meşgul olmakta ve ona bir fayda vermeye çalışmaktadırlar.

Kul, ölüm rabıtası içinde ahiretin her anında ve durağında Allah için sevdikleri ve yaptıkları hariç, hiçbir şeyin kendisine fayda vermediğini düşünür, bütün bunları gönül gözüyle seyreder,sanki görmüş ve içine girmiş gibi korkup ibret almaya çalışır. Bu yolculukta tek sermayenin ve fayda verecek şeyin Allah’a iman, salih amel, O’nun için sevgi ve güzel ahlak olduğunu görür, nefsini onlara yöneltmeye, salihleri ve iyilikleri sevdirmeye çalışır .

Kalp, kötü düşünce, sevgi ve dertlerden kurtulmadan içine ilahi feyiz ve muhabbet girmez. Bunun için Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimiz:

“Ölümü çokça hatırlayın. Hiç şüphesiz ölümü hatırlamak, günahları temizler ve kalpten dünya sevgisini giderir.“ [2] Buyurmuştur.

İşte bu ölüm rabıtası ile kalp dünya muhabbetinden arındırılır, içindeki boş düşünceler, kötü duygular dışarı atılır; kalp rahatlar. Sıra, bu boş kalbi Allah muhabbeti ile doldurmaya ve tatlandırmaya gelir. Bu da, yeryüzünde ilahi muhabbetin ve feyzin taşıyıcısı olan Allah’ın dostu kamil mürşidin kalbine kalbi bağlayıp oradaki nuru, muhabbeti ve feyzi çekmekle mümkün olur. Buna rabıta denir. Son vazife budur.

8- Mürşid Rabıtası/Mürşidi Düşünmek

Rabıta, gönül yoluyla kalbe nur ve feyiz çekmektir. Kamil mürşidin kalbi, yeryüzünde ilahi feyiz ve nur kabıdır. Gökten inen ilahi nur, onlar vasıtasıyla yer yüzünde nasibi olanlara yayılır. Bu kalbi Hz. Resûlullah  Efendimiz(s.a.v) şöyle tanıtır:

“Allah’u Teala’nın yeryüzünde yaşayanlar içinde (feyiz ve nur) kapları vardır. Rabbinizin kapları salih kullarının kalpleridir. Bu kalplerin O’na en sevgili olanları, en yumuşak ve en ince olanlarıdır.“ [3]

Mürşid-i kamil, Allahu Teala’nın yeryüzünde dostu ve halifesi olarak bu ilahi nuru ve feyzi taşıyan bir kalp sahibidir. Bu kalbe bağlanan kimseye, muhabbeti nisbetinde ilahi feyiz gelir. Mürşid, bu işte, güneşin aydınlığını yansıtan bir ayna görevi yapar. Kalbine inen ilahi nuru, feyzi ve sevgiyi, kendisine bağlanan kalbe yansıtır. Mürşid rabıtası şöyle yapılır:

Mürid gözünü kapayıp adap üzere/sağ kalçası üzere oturur. Mürşidini de karşısında heybetle oturuyor olarak hayal eder. Mürşidinin ilahi nurlarla parlayan cemalini hayalinde canlandırır. Onu gözünün önüne getirmeye ve ondaki nurdan nasiplenmeye çalışır. Bütün gönlü ve hayal gücü ile ona yönelir. Allahu Teala’nın nuru, yücelik makamını temsil eden gökten mürşidin üzerine inmekte ve ondan nasibi olanlara ulaşmaktadır. İşte yer yüzünde ilahi nurun dağıtım merkezi yapılan bu kalbe yönelmek ve ondan nasiplenmek rabıtadır.

Mürid, mürşidin iki kaşı arasından çıkan bu ilahi nurun bembeyaz süt şeklinde ağız yoluyla vücuduna girip kalbine geldiğini, kalbindeki günah yaralarının onunla tedavi olduğunu ve kalbinden yayılarak bütün vücudunu sardığını düşünür. Bu nurun, onun kalbine nur banyosu yaptırdığını, içindeki manevi kirlerin temizlenerek başının üzerinden bir duman şeklinde çıktığını hayal eder. Bu şekilde 10-15 dakika devam eder. Sonra 25 defa estağfirullah diyerek gözünü açar, kalkar. Yatağına gider, yüzü kıbleye gelecek şekilde sağ tarafına yatar.

Bu vazifeler sadece bir gece yapılır. Yapıldıktan sonra sabah güneş doğuncaya kadar bir şey yemez ve içmez, cima yapılmaz. Dünya kelamı konuşmaz. Evli olanlar, hanımlarından ayrı yatarlar. Ayrı yer ve yatak bulamayanlar, yorganlarını ayrı yapıp tek yatmış gibi olurlar. Adap yapıldığı gece, biraz uyuduktan sonra kalkıp namaz, zikir, dua gibi vazifeler yapılabilir. Mürşidi ile dilediği kadar konuşabilir.

Adab gecesi, ameliyat gecesidir. Ciddi bir ameliyattan çıkan kimse nasıl doktorun tavsiye ettiği şekilde kendi derdi ile meşgul olup, bütün varlığı ile acısına yöneliyorsa, mürid de hasta kalbine yönelip, oraya sıkıntı verecek her türlü, söz, hâl ve hareketten uzak durmalıdır. Aklı, fikri, hep kalbinde ve tövbesinde olmalıdır.

Adab yapıldığı gece konuşulması yasaklanan dünya kelamı, bir ibadet, zikir, dua ve hayır sınıfına girmeyen sözlerdir.

Bu vazifeler Ramazan ayında yapıldığında, o gece sahur yemeği yenebilir. Bu adabı bozmaz. Çünkü, sahur yemeği ibadet içindir, ibadet niyetiyle yenilip içilmiş olur. Kaza ve nafile oruç tutulduğu zaman gece vazife yapıldığında da sahur yemeği yenebilir.

Hasta olup gece ilaç almak zorunda kalanlar ilaçlarını içebilirler. Bununla adap bozulmuş olmaz. Hastalık ve zaruret durumları gibi nedenlerle konuşmak zorunda olanlar, lazım olduğu kadar konuşurlar.

Açlığa dayanamayıp ciddi rahatsız olanlar ve bu sebeple gaflete düşünler de yeme içme yapabilirler.

Gece çalışmak zorunda olup adap yapmaya imkan bulamayanlar, adabı gündüz yaparlar. Ancak adabı yaptıktan sonra bir müddet (en az yarım saat) uyumak için uzanmak gerekir. Hiç uyku gelmese bile bu kadar uzanmak yeterlidir.

Adap yapılan gece görülen güzel ve tabir gerektiren rüyalar mürşide anlatılır. Mürşide anlatmaya imkan bulamaz ise, mürşidin vekiline anlatabilir. Bu vazifelerin yapıldığı gece bir rüya görmek şart değildir. Sonra görülen her rüya tabir istemez. Herkes tabir bilmez. Vekilin bu konuda bir izni ve tecrübesi yoksa anlatılan rüyayı yorumlamak zorunda değildir. Gerekirse rüyayı mürşide ulaştırır, değilse “hayırlı olsun” diye dua ederek yoruma girmez. Rüya ile hemen amel edilmez. Mürşidi rüyayı yorumlayıp ona yeni bir vazife verirse, bu durumda da rüya ile değil, mürşidin emri ile amel edilmiş olur.

Mürşidini inkar eden, onun hakkında şüpheye düşerek veya işlediği büyük günahlar yüzünden tarikattan düştüğünü zannederek vazifelerini terk eden, bir mazeret sebebiyle bir sene veya daha uzun süre mürşid ziyaretine gidemeyen veya büyük günah işleyen kimselerin intisaplarını yenilemeleri, mürşidden veya vekilinden tövbe alıp yeniden adap yapmaları gerekir.

Yeni intisap ederek sekiz şartı yerine getirenlere hatme ve rabıta talimatı verilir, bunların yapılış şekli anlatılır.



[1]-Furkan suresi ayet-70-71

[2]-Ali el-Muttaki,Kenzu’l-Ummal,No:42098;Süyuti, es-Sağır,No:1401;Kurtubi,ez-Tezkire,8

[3]-Ahmed,K. Zühd,No:827;Ebu Nuaym,Hilye,VI,97;Abdullah b. Ahmed,Zevaidü’-Zühd,153;Süyuti,es-Sağır,No: 2375

Bu yazı 41627 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit




Tasavvuf-Nakşibendilik

Fetö ve Cemaatler Meselesine Dair

Fetö ve Cemaatler Meselesine Dair Güzel ve geniş bir şekilde ele alınmış bilgilendirici bir yazı..

SEYYİD ABDULKADİR GEYLANİ; " MÜRŞİDSİZ OLMAZ !!! "

SEYYİD ABDULKADİR GEYLANİ; SEYYİD ABDULKADİR GEYLANİ ( K.S ) BUYURUYOR Kİ; " MÜRŞİDSİZ OLMAZ !!!"

SEMERKAND KÖŞESİ

Söz ve Resim
BÖLGEMİZDEKİ BÜTÜN GAFLET EHLİNDEN SORUMLUYUZ.

GAVS-I SANİ HZ.

BEŞİR DERNEĞİ

SÖZLÜK

(c) Web sitemizin Semerkand Şirketler Grubu gibi bir kuruluş ile resmi bir bağı kesinlikle yoktur, tamamen kişisel çabalarla kurulmuş bir web sitesidir. Ancak istifade edilmesi için yazı ve linklerini kaynak belirterek yayınlayıp, destek verdiğimizde olabilir. Ayrıca diğer kaynaklardan, ehli sünnet çizgisinde gördüğümüz çalışmaları kaynak göstererek sitemizde yayınlamaktayız. Niyetimiz, sayısız faydasını gördüğümüz, Kuran ve Sünnet esaslı bu yüce Nakşibendi yolunu insanların tanıması ve istifade etmesine vesile olabilmektir. Sitemizden emeğe saygı çerçevesinde kaynak göstererek her türlü alıntı yapılabilinir. www.NaksibendiTarikati.com
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Alt Yapı: MyDesign - Dizayn ve Hosting: Ri-Mer Bilişim